Etiketler ‘kuzey ırak’

Kuzey Irak notları - 5: Karayılan: PKK artık eski PKK değil [Hasan Cemal]

Kuzey Irak notları - 5: Karayılan: PKK artık eski PKK değil, Hasan Cemal / Milliyet

PKK’nın bir numarası Murat ’la geçen cumartesi günü Kandil Dağı’nın eteklerindeki iki odalı, basık tavanlı, kerpiçten bir köy evinde yaptığım dört saatlik görüşmede, bir konuyu sürekli olarak sohbet gündeminde tutmaya çalıştım:

PKK’nın silah bırakması…

PKK’nın dağdan inmesi…

Bir ara şöyle dedi :

“Bakın, biz aklımızı yitirdiğimiz için çıkmadık dağa. Kimilerinin dediği gibi piknik yapmak için de dağda değiliz.”

PKK’nın dağdan inmesi söz konusu edilince, ’ın yüzüne müstehzi bir gülümseme yayılıyor. Bunun öyle söylendiği gibi kolay olmadığını, bu aşamaya gelinceye kadar yapılması gereken başka işler olduğunu anlatan bir yüz ifadesi bu aynı zamanda…

Sıkıştırınca da şu tepkiyi verdi:

“PKK silah bıraksın söylemi havaya, yani boşa sıkılmış bir kurşundur. Bıraksın da nereye bıraksın? Nasıl bıraksın? Kime bıraksın? Zemini nedir silah bırakmanın? Silah bıraksın demenin bir anlamı yok. Önce oturalım, konuşalım.”

Murat ’a göre, PKK’ya ‘terör örgütü’ demekle bir yere gitmek olanaksız. PKK’nın aynı zamanda Kürtlerin özlemlerini yansıttığını, bu nedenle desteğini aldığını söylüyor.

Ve hep şunu ekliyor:

“PKK eski PKK değil artık.”

Değişim nedir sorusuna ise özet olarak şu yanıtı veriyor:

“PKK eskiye göre daha makul bir çizgide. Örneğin evvelce bağımsız Kürt devleti isterdi. Bu geçmişte kaldı. Yani artık ‘bölücü’ değil. Kürtlerin Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde eşit ve özgür olarak yaşamalarını istiyoruz. Şunu belirtmek isterim. Bu bir taktik değildir. Bölücülüğü, yani bağımsız devleti dışlayan süreç 1993′de başladı, 1999′da İmralı, (Öcalan’ın yakalanıp ömür boyu hapse mahkûm edildiği yıl, HC) ile başladı. Pradigma değişti.”

“Nasıl değişti?”

“Bakın biz artık ‘demokratik özerk Kürdistan’ diyoruz. Bu özerklikten kasıt, federasyon değildir. Sınırların yeniden çizilmesi değildir. Devletin üniter yapısını da bozmayan bir çözümdür. Mahalli İdareler Kanunu değişir, yerel yönetimler güçlendirilir.”

Murat bunları belirttikten sonra, dünkü bölümde de yer aldığı gibi bir noktayı yine vurguladı:

“İlk önce silahlar susmalı!”

“Sonra?”

“Sonra sıra, Kürt kimliğiyle ilgili kültürel haklara,(Burada bir anayasa değişikliğine işaret etmiş oluyor, HC) ve kimilerinin af olarak anladığı ‘toplumsal uzlaşma projesi’ne gelir. Bu iki taraflı bir konu. Bir tarafta silahlı isyanlar yapılmış… Diğer tarafta inkar politikaları izlenmiş… Bunların tahribatları yaşanmış… Kürtlere karşı, bize karşı 17 bin küsur faili meçhul cinayet var… Evet, bizim yaptığımız bazı olumsuzluklar da var. Onun için bu toplumsal uzlaşma projesi diyoruz. Bu karşılıklı, iki taraflı bir şey. Bu proje karşılıklı olarak birbirini affetmektir. Gönüllü birlikteliği yansıtacak yeni bir anayasada uzlaşmaktır.”

Şunu ekliyor Murat :

“Bütün dileğimiz, Kürtlerin kendi kültürlerini özgürce yaşamalarıdır.”

, “PKK eski PKK değil” temasına geliyor bir kez daha. Yine PKK’nın değiştiğini anlatmaya çalışıyor. Basına açık olduklarını, “Gelip bizi bizden öğrensinler” diyor. Mücadele yöntemlerinin değişmeye başladığını belirtiyor.

Özetle şunları söylüyor:

“Biz on yıl önceki PKK değiliz. Silahlı mücadeleyi de klasik yöntemlerle yapmıyoruz artık. Meşru savunma çizgisi temelinde çalışıyoruz. Kitle faaliyetlerine, sivil itaatsizliğe, siyasal çalışmaya ağırlık veriyoruz. Ama bu arada 6-7 bin silahlı insanı ne yapacaksınız? Onlar bir yerde kazanımların, meşru savunmanın güvencesi… Biz insan ölümünü istemiyoruz. Son dört yıldır sınırlı bir savaş içindeyiz. 1993, 1994′deki gibi değil. Kırsal alanda, üstüne gelirse kendini savunursun.”

Sonra da şunu ekliyor:

“Yeni dönemde, 29 Mart seçimleri sonrasında, yeniden bir savaş dayatılırsa… Bunu düşünmek bile istemiyoruz. Böyle bir dayatma halinde, 1990′ların ilk yarısındakini aşar, çok daha şiddetli olur, iki taraf açısından da. Biz bunu istemeyiz. Ama buna da hazırlıklıyız. İstenmeyen sonuçlar çıkabilir. Biz kontrol dışı bir şey yapmayız. Masum insanlara, sivillere zarar veren, meşru savunma dışındaki askeri eylemler terör sınıfına girer.”


Kuzey Irak notları - 6: Karayılan: Erdoğan AB’yi okuyamıyor [Hasan Cemal]

Kuzey Irak notları - 6: Karayılan: Erdoğan AB’yi okuyamıyor, Hasan Cemal / Milliyet

PKK’nın bir numarası Murat 1956′da Suriye sınırında bir köyde doğmuş. Gaziantep Makine Yüksek Okulu’nu bitirmiş. 1970′lerin başında, daha ortaokul sıralarındayken 12 Mart döneminde Deniz Gezmiş’lerden etkilenip ’solcu’ olmuş…

O yılları anarken ekliyor:

“Sonra da Kürt sorununu kucağımızda bulduk.”

Kandil Dağı’nın eteklerindeki iki odalı köy evindeki dört saatlik sohbetimizde sordum:

“Başbakan Erdoğan hükümetine bir çağrınız varsa, bunu bir, iki, üç, dört diye satırbaşlarıyla nasıl özetlersiniz?”

Durdu, bir süre konuşmadı.

PKK’nın beş kişilik Başkanlık Konseyi üyeleri Bozan Tekin ve Sozdar Avesta’yla göz göze geldi. Biraz başka konulara değindi. Kafasında evirip çevirecek kadar zaman kazandıktan sonra tane tane konuşmaya başladı .

Not defterimden aktarıyorum:

“(1) Hükümet, sorunu yeniden askere havale etmesin. Kürt sorununda silahları devre dışı bırakabiliriz. Devlet de anlayış göstermeli.

(2) Askerde eskiye göre biraz daha farklılık var, değişiklik var. Ama buna karşılık siyaset eksiği var, liderlik eksiği var.

(3) Hükümet bir açılım yaparsa, biz de gerekeni yaparız. Keşke bir adım atılsa…

(4) Bizim sorumlu bir duruşumuz var. Başkanımız halen hapistedir. 4 bin PKK’lı da hapistedir, bunu unutmayın.

(5) Biz yerel seçimlerle birlikte bir yumuşama beklerken, tam tersi oldu. DTP’ye dönük operasyon, bastırma başladı. Bu bir ’siyasal katliam’dır. Olmaz böyle şey. Oysa, biz yumuşama beklentisiyle 1 Haziran’a kadar uzattık eylemsizliği, ateşkesi… 29 Mart seçimlerinin mesajı demokrasidir.

(6) Başbuğ, PKK’yı bitirmek için bu yılın bir şans olduğunu söylüyor. ‘Uluslararası konjonktür de müsait PKK’yı bitirmek için’ demek, gerçekleri görmemektir. Biz siyaset diyoruz. Bakın, 1999 şokunu, (Öcalan’ın yakalanması, HC) yaşayan bir PKK bir daha bitmez. PKK hem dağa dayanır, hem kitleye dayanır çünkü… (Biraz durup devam ediyor) Ne yani şimdi Amerika gelip bizi dağda mı bitirecek?

(7) Kürtleri asimile etmeye dönük politikalar başarılı olmadı. PKK’yı bitirmeye dönük politikalar başarılı olmadı. Bitmedi PKK…

(8) Şimdi siyasal çözüm şansı vardır, koşullar olgunlaşmıştır. Bu fırsatı kaçırmayalım. Yeni bir savaş süreci açılmasın, barış süreci açılsın. Batı’daki, bölgedeki bazı ülkelerin Kürt sorununda çözümsüzlüğe oynayan politikaları Türkiye’nin zararınadır. Kürt sorununu çözen bir Türkiye, bölgede lider olur. Bunun için toplumsal uzlaşmaya ihtiyaç vardır.

(9) Hani ne diyorlar, empati… Evet biraz empati! Artık ne asker ölsün, ne biz ölelim.

(10) Uzattığımız el havada kalmasın!”

’ın çağrısı böyle.

Ankara’ya bu çağrısını özetlerken bir ara Genelkurmay Başkanı Orgeneral Başbuğ’un son basın toplantısına değindi. Dağda, televizyondan dikkatle izlemişler toplantıyı. Bu arada biraz da alaylı bir dille dedi ki:

“Başbuğ bizi de insandan saydı. Hani, ‘Terörist de insandır!’ dedi ya…”

Murat ’ı dinlerken defterimin bir kenarına not ediyorum. PKK’nın bir numarası her seferinde, “Kürt sorunu bizden sorulur; bu sorun çözülecekse, ancak bizimle çözülür” demeye getiriyor.

PKK ile Kürt sorununu özdeş kılan bu söylem, “PKK’nın üstüne gelmek, PKK’yı dışlamak, Kürt sorununda çözümsüzlüğe oynamaktır” diye ifade edilebilir.

’a iki soru sordum.

Birincisi özetle şuydu:

“PKK 1984′te Eruh ve Şemdinli baskınlarıyla silahlı mücadele başlatmamış olsaydı, bu kadar kan ve gözyaşı akmamış olsaydı, Kürt siyasal hareketi barışçı yöntemlerle bugün çok daha güçlü olmaz mıydı?”

’ın yanıtı:

“Hayır olmazdı. Büyük ihtimalle biterdi Kürtler… Unutmayın bir zamanlar evde bile Kürtçe konuşmak yasaktı. İnsanlar kendi evinde bile Kürtçe konuşmaya korkardı.

Silahlı isyan büyük yıkıntılara, üzüntülere yol açtı ama bu süreçtir, Kürt gerçeğini Türkiye’de sahneye çıkaran… Bugün aramız olmasa da, İsmail Beşikçi Hoca, Şemdinli ve Eruh’la başlayan süreç için, ‘Kürt teslimiyetçiliğine sıkılan kurşundur’ der.”

İkinci sorum şuydu:

“PKK bugün önkoşulsuz, her hangi bir koşul öne sürmeksizin silah bıraksa, dağdan inse, Kürtler için daha iyi olmaz mı, Kürt siyasal hareketi daha güçlenmez mi?”

Murat ’ın cevabı:

“Sanmıyorum. Bakın, DTP bu kadar oy aldı, Meclis’e girdi. Başbakan elini uzatmıyor DTP’ye, Başbuğ tanımadığını söylüyor. Bu arada Başbuğ, bireysel kültürel haklara taraftar olduklarını, kolektif haklara karşı çıktıklarını söyledi. Biz şimdi hiçbir şey olmadan silah bıraksak, her şey çok daha beter olur bizim açımızdan…”