Arşiv: ‘Sanalika güncel’
Sahte Melek
Gözlüklerini çıkardığında tüm herşey neden bu kadar mükemmel ?? Sorular sorular kafasını uzun süredir meşgul ediyorken ,bugün farklı bir gündü ,bugün tüm soruların cevaplandığı ve ağır geldiği günlerden biriydi..Tüm sorular cevaplanıyordu ve hepsi bugün bitmeliydi,yeniden ölecek ,ve sonra tüm cevaplar tekrar hafızasından silip ,aynı soruları tekrar tekrar sormaya devam edecekti..Buna da diriliş adını veriyordu..
Bir ev var bahçeli ,mavi perdeleri bugün bütün gün kapalıydı,açık kalan bir kıyısından sarı bir ışık sızıyor bahçeye doğru şimdi ,içeride neler olduğunu bilmiyorum ,merak içindeyim ama girmekten korktuğum bir dünya orası ,bardağın yarısı dolu diye iyimser baktığım bir gün değil bugün,yarısı dolu değil artık çünkü azalıyor yavaş yavaş diye düşündüğüm günlerden ..Oysa hep derdim ki ‘’Hayatın her aşamasında o bardağın yarısı doludur ,azalmaz,çünkü ya yaşarsın ya da yaşamazsın ,yaşla pek ilgisi yok yani..’’derdim ..Yok olmuyor işte kalem bile tutmaz oldu ellerim ,bağımlı olmama ,bir şeye alışmama bağımlısı oldum ,rutin kırma saatlerim artık alışkanlık oldu bizzat,bugün doğru dediğim yanlış ,yanlışım doğru ,doğrularınız karmaşık ,mutlaklık dualarım sonuçsuz kaldı ..
Benim sevdiklerim beni sevmedi istediğim gibi,beni sevenleri de ben sevemedim ,azla yetinmeyi bilmek lazım belki de,ya da en azından hangisine daha çok ihtiyacım olduğuna karar vermeliyim ,sevmek mi yoksa sevilmek mi?
Odanın kireç tavanında adamlar ,kadınlar iblisler ,ak sakallı dedeler gördüğüm günler geride kaldı..Korkularım ve sevinçlerim artık farklı şekillere büründüler,sanki hiç bitmesin dediğim bir rüyanın içinde kendi isteğimle sıkışmış gibiyim ,kara bir kedi vücudumu parçaladı bu sabah ,uyudum ve geçti sonra ,çok şükür gerçekmiş..Karabasanlarımla yüzleşmeyi yeğledim ,olmadı yüzüm çamura bulandı ,düştüm ,yorgundum ,kanlar akıyordu ,metalik kan tadı bile rahatsız etmiyordu artık ,uyumam gerekiyordu yeniden ,düştüğüm yerden kalmak istemedim bir müddet,yaşamın bizzat özümsendiği nadir anlardandı ama bitti sonunda kustum ve yok oldu gerçekler..
Kulaklarında kendine bile tuhaf ve yabancı gelen bir melodiye kaptırdı kendini,neden sevdiğini bile bilmeden ,meleklerden birinin kanat kopuş seslerini duydu belki ,belki de duyduğunu sandı ,yine uyduruyor olabilirdi ,gerçekleri manipüle etmek konusunda üstüne yoktu ne de olsa..Kendi kafasında kurduğu kurmaca bir evrenin içinde yaşamayı seçmişti kahraman ,başka bir dünyaya girmesi her şeyin sonu olabilirdi,kendini avutup kandırma konusunda da ustaydı ama gerçekleri bizzat yüzüne okunduğunda yalanların ortaya çıkmasından ölesiye korkuyordu ..Yalanların tüm çıplaklığıyla ortalığa dökülmesi ilahi adalet olabilirdi ancak ,gerçeğini yalan ,yalanını da gerçek yapmıştı ne de olsa,artık bedel ödemenin vakti gelmişti ,kulağına küpe diye taktığı öğütlerin hiçbirine dikkat etmemişti,yaşayarak öğrenmeliydi,düsturu buydu ,sonradan ne kadar çocukça olduğunu anlasa da aslında herşeye burnunu sokmaya meraklı küçük bir çocuktu hala ,doğasında vardı bu..
Düştüğünde nerden düştüğünün bile ayırdında değildi henüz,kedinin laneti yüzünden miydi? Neydi bu kedilerin bunca iftiradan çektiği,keçiler bile günah çekmemişti bu kadar ,oysa kahraman tam da keçinin biriydi ,günah keçisi değildi belki ama günahın taa kendisiydi ..Düşmeden önce hatırladığı sadece boşluktu ,boşlukta hiç bitmeyecek gibi süren bir süzülüş anı hatırlıyordu ama öncesi yoktu ,sanki tüm hayatı bu boşlukta geçmiş ve sürekli düşmekte gibiydi ,en azından hatırlayabildikleri bundan ibaretti,sırtındaki yaralar düşmeden kaynaklanıyor olamazdı ,bunca uzun bir düşüş onu öldürmüş olmalıydı .. Yoksa ölmüş müydü,öyleyse cehennem denen yer orası olmalıydı ,çünkü hissettiği tek şey şu bir türlü hissedemediği mutlaklıktı ,mutlak hüznü duyumsuyordu tüm bünyesinde ,kanatları ?? kanatları neredeydi ,bunca zaman yalanlara göğüs geren kanatları yoktu ,yerinde iki büyük kesik ,içinden de kan akmaktaydı ,Duyumsadığı mutlak hüzün kanatlarının artık olmamasından mı ,yoksa düşmüş olmasından mı emin olamadı ,hem düşmüş hem de kanatları koparılmış olamazdı ,kanatları koparıldığı için düşmüştü belki de ,ne farkederdi ki.. Ama ama öyleyse öncesine dair neden bir şey hatırlamamakta direniyordu hafızası ? Ölünce mi hafızamız siliniyordu ,yoksa doğunca mı karar veremedi bir an ..Karar vermesi gerekmiyordu ne de olsa..Düştüğü yerden kalkmamak bile bir karar değildi ,başına gelenleri kabullendiği bir gündü bugün,birinin gelip kaldırmasını bekleyecekti..
Haftanın Albümü
Her hafta hoşuma giden bir jamendo albümünü paylaşmaya karar verdim,hem böylece desteklediğim bu sisteme ve jamendoya da katkıda bulunmuş olacağıma inanıyorum ..Bu hafta paylaşmak istediğim albümü özellikle klasik müzik ve piyano sevenlerin mutlaka dinlemesini öneriyorum..İsterseniz yasal olarak bilgisayarınıza indirebilir,eğer sanatçıyı desteklemek isterseniz bağışta bulunabilirsiniz..Keyifli bir hafta sonu diliyorum..İyi geceler..
Hapşırınca Neden Çok Yaşa Denir?
Hapşıran bir kişiye ‘çok yaşa’ demek adeti hemen hemen her kültürde vardır. Hapşıranlara İngilizlerin ‘God bless you’, Almanların ‘gesundheit’, İtalyanların ‘felicita’ deme adetlerinin kökeni, hapşırmanın kişi için önemli bir tehlike olduğuna inanılan çok eski zamanlara gider.
Milattan önce dördüncü yüzyılda Aristo ve tıbbın babası sayılan Hipokrat’ın öğretileriyle insanlar…devamı için kaynak linke tıklayabilirsiniz
Spotify




