Arşiv: ‘Sanalika oyun’

Hükümdarlar


İnternet üzerinden oynanan oyunlara ilgi arttıkça, benzeri oyunların sayısı da artıyor. Görünümü ve işleyişi ile başarılı bir çizgi sergileyen Hükümdarlar‘da, internet dünyasında yerini alan oyunlardan biri.

Meraklıları için oyun’un yardım ve tanıtım sayfasından oyun hakkında bilgi sahibi olabiliceğiniz bazı bilgileri bu köşeye topladık.

Hükümdarlar bir Tarayıcı Tabanlı Kitlesel Çok Oyunculu Strateji Oyunudur. Hükümdarlar’da bir ülkeyi Bakır Çağından başlayıp Yelkenli Çağına kadar yönetirsiniz. Bu süre boyunca, ekonominizi oluşturabilir, teknolojiler keşfedebilir, askerler eğitebilir, gemiler yapabilir, binalar ve kaleler inşa edebilir, krallıklar oluşturabilir, düşmanlarınıza saldırabilir veya düşmanlarınızın kalelerini kuşatabilirsiniz.

Oyunla ilgili detaylar:

Tur Kullanımı
Turlar her 10 dakikada bir verilir. Fakat bu her 10 dakikada bir oyun hesabınıza bakmak zorunda olduğunuz anlamına gelmez. Verilen turlar siz kullanana dek saklı tutulur ve saklı durabilecek tur sayısı en fazla 450′dir (ki bu kadar tur da en az 72 saatte verilir).

Binalar
Bina inşaatı kaynak ve toprak ister. Toprak oyunun en önemli sınırlamasıdır. Hatta yeni toprak kazanımı paha biçilemez bile denebilir. Çünkü daha çok toprağınız olduğunda, daha çok bina inşa edebilirsiniz ve daha çok binayla her şeyi daha çok üretirsiniz.

Üretim
İki çeşit üretim vardır: kaynak ve silah. Kaynak üretimi siz bir kaynak üreten bina inşa ettiğinizde otomatik olarak başlar. Kaynaklar tur başına belirli miktarda üretilirler ve bu üretimlerin size altın olarak maliyetleri vardır. Üretim oranlarınızı artırıp azaltabilmek için, Çalışma Oranları sayfasını ziyaret etmeniz gerekir.

Kaynak üretimleri halkınızın yüksek/düşük moraliyle hızlanabilir/yavaşlayabilir. Moral - üretim ilişkisi aşağıdaki gibidir:

%0 - %5 arası moral: Sıfır kaynak üretimi
%5 - %20 arası moral: Yarı oranda kaynak üretimi
%20 - %80 arası moral: Normal kaynak üretimi
%80 - %95 arası moral: %150 oranda kaynak üretimi
%95 - %100 arası moral: İki katı kaynak üretimi

Araştırmalar
Hükümdarlar’a Bakır Çağında başlarsınız. Yeni araştırmalarla, Bronz Çağını, Demir Çağını geçebilir ve son olarak da Yelkenli Çağına ulaşabilirsiniz.

Diplomasi
Diplomasi yoluyla, başka Lordlara mesaj gönderebilir ve onlarla olan ilişkilerinizi değiştirebilirsiniz.

Saldırı ve Savunma
Başka ülkelere saldırmak ve ülkenizi başkalarına karşı korumak Hükümdarlar’ın en önemli bölümüdür. Toprağınızı korumak ve başkalarından toprak almak istiyorsanız, mutlaka güçlü bir orduya (ve Gemi Yapımı keşfedildikten sonra filoya) sahip olmanız gerekir.

Casusluk
Casusluk, düşmanlarınıza karşı savaşmanın ve çevrenizde olan biteni takip etmenin alternatif bir yoludur.

Ticaret
Kaynak ve silah ticareti Ticaret teknolojisini keşfettikten sonra yapılabilir. Ticaret yapabilmek için, satın alma amaçlı olarak pazar alanları ve satma amaçlı olarak ticarethaneler yapmanız gerekir. Bu binaların miktarları sizin en fazla alım/satım limitlerinizi belirler.

Kaleler ve Kuşatmalar
Kaleler toprağınızı ele geçirilmekten koruyan önemli yapılardır. Normal saldırılarda, kaleler savunanlara ek bir koruma sağlamaz, fakat ülkenizde kaybedilen savaşlardaki toprak kayıplarını azaldırlar. Bunun nedeni savaşların kale yakınlarında yapılmamasıdır. Ve düşmanların kalelerden uzakta kalmaya çalışması nedeniyle, düşmanlar savaşı kazanırlarsa fazla toprak ele geçiremez.

Krallıklar
Krallık kurma opsiyonu Monarşi teknolojisini keşfettikten sonra ortaya çıkar.
Krallıkların ana amacı organizasyondur. Bir Lord grubu bir kral altında toplanıp birbirlerine yardım edebilirler. Krallığın diğer sunduğu olanaklar şunlardır: krallık üyelerine yardım göndermek, düşük kale masraflarından faydalanmak, kuşatmalar sırasında destek gönderip almak, casus raporlarını krallık üyeleriyle paylaşmak, krallık haberlerini duymak (genelde krallık üyelerinin savaşları) ve forumlar altında krallığa özel bir forumun olması.

Hızlı Başlangıç ve Öneriler

Başlangıçda 10.000 birim toprak, 10.000 nüfus belirli kaynaklarla başlarsınız.
Başta moralinizi yükseltebilecek hiçbir bina tipini inşa edemeyeceğiniz için, moral bonuslarından faydalanmanız neredeyse imkansız gibidir (fakat bunu birçok savaş kazanarak gerçekleştirebilirsiniz). Oyuna %40 moralle başlarsınız. Bunu %20′nin üzerinde tutmanız, üretiminizi normal şekilde devam ettirmeniz için yeterlidir. Fakat bu nüfus artışınızı yavaşlatacaktır.

Ücretsiz olan oyuna başlamak ve ayrıntılı bilgi almak için oyun sitesini ziyaret edebilirsiniz.


Yeni Bir Browser Oyunu Quests of Gallendor

Geçimişe dair uzun ve okuması meşakkatli masalların anlatıldığı bu oyuna giriş yapar yapmaz bir avatar, yani karakter seçmeniz isteniyor. Seçtiğiniz karakteri geliştirmek için onu görevlere yollamak ve çalıştırmak zorundasınız. Belirli sürelerde görevini tamamlayan karakterinizin kazandığı altınlarla daha çok eşya alıp karakterinizi güçlendirebilirsiniz.

Oyunda loncalar kurup, arkadaşlarınızı oraya davet edebilir ya da kurulan loncalara katılabilirsiniz. Ama bunun için de yeterli altına ihtiyacınız olacak. Daha çok altın için de daha çok göreve ve tecrübe puanına.
Şan salonunda diğer oyuncuları bulabilir ve onlarla savaşabilirsiniz. Ama savaşabilmek için görevlerinizin tamamlanması lazım.

Oyunun en önemli, ilginç ve bazıları için caydırıcı olacak kısımlarından biri ise daha fazla şan puanı alabilmek için Runik taş satın almak gerekliliği. Ama bu taşları gerçekten satın alıyorsunuz. Kredi kartınızı giriyor 20 ytl türklirası ya da daha fazlasını veriyor ve bu taşları satın alıyorsunuz. Sonrasında Şan listesinde üst sıralara çıkıyorsunuz.
Bildiğimiz browser oyunlarındakinin aksine bu oyunda, Premium Hesap kullanımı sizleri doğrudan oyunda üst sıralara çıkarıyor.

Parayı verenin düdüğü çaldığı günümüz koşullarına uygun olarak hazırlanmış bu oyunu bir de siz incelemek ya da ücretsiz kayıt olup oynamak isterseniz burayı tıkalayabilirsiniz.


Klanlar’da Türkiye’ye Özel İndirim

Klanlar Türkiye’deki oyunculardan gelen yoğun istek üzerine Premium fiyatlarında %40′lık bir indirim yapıyor. 19 Mayıs’tan itibaren başlayan indirim, 17 Haziran tarihine kadar geçerli olacak. İndirimli Premium puanlarının alımında herhangi bir sınırlama olmayacaktır. Herkes dilediği kadar indirimli premium alabilecek!

Söz konusu indirim daha önceden Premium almış olsun olmasın veya şu anda Premium hesaba sahip olsun olmasın tüm oyuncuları kapsamaktadır.


Agatha Christie: Death on the Nile


Biraz sabır, araştırma kabiliyeti, bolca dikkat, üst üste binmiş nesneleri birbirinden ayırabilecek, sağlıklı gözler… Eğer bu yetilere sahipseniz, size oynarken oldukça keyif alacağınız bir oyun tavsiye edelim; Agatha Christie: Death on the Nile.


Macera oyunları, hayatınızın vazgeçilmez parçaları ise veya hep Agatha Christie imzalı bir cinayet romanında Hercule Poirot’u oynamak istediyseniz, işte size fırsat. Agatha Christie: Death on the Nile ile hem macera isteğinizi törpüleyecek, hem de cinayet çözmenin haklı (!) gururuna sahip olacaksınız. Oyunun mantığı çok basit; girdiğiniz odada kanıt toplamaya çalışıyorsunuz. Sizden istenen ekranın sol tarafındaki listede rasgele sıralanmış nesneleri bulmanız. “Bunda ne var?” dediğinizi duyar gibiyim; aksine bulmak bazen çok zor! Adeta içerisinde ufak çaplı bir muharebe yaşanmış, altı üstüne gelmiş bir gemi kamarasıyla karşılaştığınızda ne demek istediğimi anlayacaksınız. Sadece mekanın dağınık olması değil sorun teşkil eden, bir de nesnelerin şaşırtıcı konumları problem yaratıyor. Örneğin mor bir eldiven, mor bir bayan geceliğinin üzerindeyse, görmek gerçekten zor olabiliyor. Bazen odada aradığınız bir nesne, duvarda asılı bir resmin üstünde çıkabiliyor. Bunlar gibi daha birçok örnek verilebilir… Oyun eşyaları öyle bir yerleştiriyor ki, bölümler sırf algılarınızı yanıltmak için tasarlanmış gibi hissediyorsunuz.


Hâlâ yapımın zorluğunu konusunda şüpheleriniz varsa, zamana karşı oynadığınızı da belirtmek gerek. Örneğin birden fazla odada araştırma yapıyorsunuz, size verilen süre 30 dakika. Başlangıçta sadece 2 oda için verilen bu süreyi, ilerleyen bölümlerde daha fazla oda için kullanmanız gerekiyor. Belki 30 dakika ilk etapta uzun bir süre gibi gelebilir ancak yanlış objelere çokça tıklarsanız, süreniz 30′ar saniye azalmaya başlıyor. Doğru nesnelere tıkladığınızda ise seçili obje parlayarak öne çıkıyor ve yandaki listede adı çiziliyor.


Gerekli kanıtları topladığınızda, bölümler arası ufak bulmacalar çıkıyor. Bunlar genellikle ‘parçaları tamamlama’ veya ‘eşleştirme’ şeklinde. Açıkçası oyunun en basit kısmı bu ara bulmacalar diyebiliriz. Zira deneme yanılma yöntemiyle bile kısa sürede çözüme ulaşıyorsunuz.


Genel olarak bakacak olursak, karşımızda son derece rutin ama şaşırtıcı derecede eğlenceli ve bağımlılık yaratacak bir oyun duruyor. Sakın bu oyunu sabit disk canavarı, yüksek poligonlu, müthiş seslendirmeleri ve harika müzikleriyle başınızı döndürecek oyunlarla karşılaştırmayın. Agatha Christie: Death on the Nile, gayet basit, 43 MB’lık bir arcade oyun. İsterseniz deneme sürümünü www.reflexive.com/AgathaChristieDeathontheNile.html adresinden indirebilirsiniz.


Agatha Christie: Murder on the Orient Express


Garip bir oyun Agatha Christie: Murder on the Orient Express (Motoe). And
Then There Were None’ı (Attwn) oynadığımda da aynı duyguya kapılmıştım. Oyun
bitmişti ve iyi mi? Kötü mü? Karar verememiştim. Sevmiş miydim? Yoksa sevmemiş
miydim? Kaç puan verecektim? Motoe’yi oynayınca da gariptir aynı şeyleri
hissettim. Öyle bir inceleme yazabilirim ki, yerin dibine sokabilirim. Öyle bir
inceleme yazabilirim ki oyunu yılın en iyi macera oyunlarından birisi de
yapabilirim.

Bakalım yazı bizi nereye götürecek. AWE Games yine Agatha Christie’nin en meşhur
romanlarından birisini bize sunuyor. Murder on the Orient Express. 1994’de
basılan yapım, onlarca dile çevrilerek milyarlarca satmıştı. Romanı okuduysanız
büyüleyici ve bir o kadar da şaşırtıcı sonunu ve kurguyu zaten biliyorsunuzdur.
Kitapta okuyucuya iki farklı son sunuluyordu. Oyunda ise bu sayı üçe çıkarılmış.
Kitaptan ise en büyük farkı, oyun içerisinde kahramanımızın trenden dışarı
çıkabiliyor olması. Zaten üçüncü ve sürpriz son bu etken üzerine kurulmuş.

Regardez Mademosielle

Motoe’de de Attwn’de olduğu gibi romanda yer almayan bir karakteri yönetiyoruz.
Karakterimiz Antoinette Marceau. Evet, bir bayan. Marceau, çalıştığı tren
işletmesi firmasının patronu tarafından Hercule Poirot’a yolculuğunda asistanlık
yapmak üzere görevlendirilmiş. Bir evet daha, oyunumuzda romanda olduğu gibi
Belçikalı, yumurta kafalı dedektifimiz Hercule Poirot’da yerini almış durumda.
Peki, neden efsane dedektif Poirot ile oynamıyoruz. Yapımcılar, Poirot gibi
efsaneleşmiş bir karakterin oyuncuya oynatılmasının dedektifimizin karizmasını
zedeleyeceğini düşünmüşler. Biraz da haklılar. Düşünsenize Poirot’un ortalıkta
saçma sapan gezinip ipucu peşinde koştuğunu. Bu sebeptendir, Bayan Marceau
kontrolümüzde. Poirot ise tren yolculuğunda geçirdiği bir kaza üzerine
sakatlanıyor ve yataktan kalkamıyor. Bütün araştırmaları ve sorgulamaları
Marceau yapıyor. Zaman zaman Poirot’un yanına giderek bilgi alışverişinde
bulunuyor ve Poirot’tan ipuçlarını alıyor.

Sirkeci, gardan öte bir sanat eseridir

Bilin bakalım yapıma nerede başlıyoruz. Sirkeci garında. Son zamanlarda ne kadar
sık görmeye başladık İstanbul’da geçen oyunları (abarttım galiba) değil mi?
Umarım bir gün benzer yapımları Türk yapımcıların elinden de görebiliriz.






Lafı fazla uzatmadan hikâyeye geçelim. Hercule Poirot, bir süre Türk hükümeti
adına çalıştıktan sonra acilen İngiltere’ye çağrılmıştır. Asistanlığına atanan
Marceau ise Sirkeci garında Poriot’un peşinden koşturmaktadır.

1934’ün İstanbul’u olduğu gibi, olması gerektiği gibi karşımızda. İlk defa bir
oyunda Türk’ler Araplara benzememiş. İlk defa ortalıkta zenciler, kafasında
fesli adamlar ve hatta develer yok. Marceau’nun Sirkeci garı ve Ayasofya
hakkında yaptığı yorumlar harika. Yürürken “Kütahya çinisi mi daha güzel yoksa
İznik çinisi mi?” diye tartışan iki yabancı görebilmek mümkün. Sağda solda asılı
Türk Bayrakları ve tam anlamıyla bir Türk pazarının içerisinde oyuna başlıyoruz.
Türk kahveleri, çaylar, halılar ve hatta isimler bile gerçekçi. Tayyip Şensoy,
Abdullah Özbilen. Hatta trenimizin itfaiyecisi Abdullah’ın seslendirmesi bir
Türk tarafından Türkçe olarak yapılmış. Çok az kelime dağarcığına sahip olsa da
insan defalarca Abdullah’a aşağıdaki cümleleri söyletiyor.


“Seninle konuşamam şimdi, sonra belki”

“Eğer mecbursan”

“Seninle sonra konuşacağım, söz veriyorum”

”Yalnız bırak beni, lütfen”

Nerede kalmıştık? Marceau, Poirot’un peşinden koşturuyordu. Bu koşuşturmaca
sırasında Marceau, yolculardan birçoğu ile karşılaşıyor ve tanışma fırsatı
buluyor. Bir prenses, ukala zengin Ratchett ve Gemlik’te bir okul açılışında
bulunan Greta Ohlsson gibi. Bu koşuşturmaca bittikten kısa bir süre sonra Poirot,
Marceau ve diğer yolcular trende yerlerini alıyorlar. Yolculuk olağan bir
şekilde giderken yoğun kar yağışı sonucunda düşen çığ tren yolunu kapatıyor ve
bir süre sonra yolculardan Samuel Ratchett kompartımanında ölü bulunuyor.
Yastığının altında silahı ve vücudunda 12 adet bıçak darbesiyle.

Gerçekleri biliyorsanız, ipuçlarıyla uğraşmayın

Marceau, Poriot’tan davaya bakmasını istiyor. Ancak trenin ani fren yapmasıyla
yere düşen Poirot yatağından kalkamaz bir durumda. Hâl böyleyken Poirot,
Marceau’nun bütün araştırma ve soruşturmayı kendi adına yapmasını istiyor ve
hatta bir yarışma öneriyor. Marceau kabul ederse Poirot, Marceau’ya minimum
yardımı edecek ve bulmacaların birçoğunun çözümünü Marceau’ya bırakacak. Bu
seçim aslında oyuna gizlenmiş bir zorluk seviyesi seçimi. Bu seçime göre
Poirot’un size vereceği ipuçları değişecektir. Dürüst davranmak gerekirse ben
sadece zor seviyede oynadım. O yüzden burada yapılacak seçimde kolay seviyeyi
seçerseniz tam olarak ne gibi kolaylıklar sizi bekliyor bilmiyorum. Ancak şunu
söyleyebilirim; yapımın zor seviyesi bile iyi bir macera oyuncusunu
zorlamayacaktır.

Murder on the Orient Express oldukça ilginç bir yapıya sahip. Oyuncuya
bilgisayar başında macera oyunu oynatmak, bulmaca çözdürmek yerine oturduğu
yerden düşünerek tek bir bulmacanın parçalarını bir araya getirmesini istiyor.
Bulmaca sayısı bir elin parmak sayısını geçmeyecek kadar az. Bulmaca çözmek
yerine oyuncu vaktinin büyük kısmını; yolcuların eşyalarını karıştırarak, önce
pasaportlarını, sonra parmak izlerini, sonra da ayak izlerini toparlamakla ve
yolcularla konuşarak, geçmişleri hakkında bilgi almakla geçiriyor. Buradan da anlayacağınız üzere yapacağınız beş ana görev var. Bunlar pasaport toplamak, parmak izleri toplamak, ayak izleri toplamak, cinayet gününün zaman tablosunu çıkartmak, yolcular ile konuşarak geçmişleri ve cinayet saatinde
nerede oldukları hakkında bilgi toplamak.